14 Kasım 2009 Cumartesi

39

ben süslü gerçekleri seviyorum
elimde dantelli şemsiye, eldivenlerim
topuklu ayakkabılarım, kırmızı rujum..
'gibi' görünmeyi seviyorum
onun gibi senin gibi şunun gibi
ayakkabılarım ses çıkarırken
iççamaşırımın yumuşaklığı bedenimi sardığında
tebessümü seviyorum hislerim karşısında
senin sevdiğin gibi yapıcam deme bana
sen benim sevmediğim gibiyi nerden bileceksin ki
ben adaçayı içmem
o kadar.

38

görmüş olsam bilirdim içinde nasıl bir aşk olduğunu
sevmiş olsan anlardım acı makarna sosunu nasıl yaptığını
gerçek olsan gerçek olurdun
kıskanc olsan kıskanç
bahtiyar olsan..
ve gitmiş olsan giderdin..
eline bir alet alıp açsan göğsünü kanlarınla
bir avuç kalbini çıkarıp gösterdiğinde
buna aşk mı diyeceksin
gözünü seveyim bildiğin organ işte bu
hadi aç gör gerçeği
orda bişey yok!

37

zamanın dibinde birgün geçmişi anımsatan güzel bir gün doğmuşken içime,
yaşamaktan vazgeçmedim yaşadım.
bekledim..alacakaranlıktan gelen o prensi ben yakaladım
öptüm, kokladım, sevdim.
zamanın birinde olacak olanları düşünmeyi bıraktım..
tahminsiz yaşamanın verdiği özgürlük kanatlarımı havalandırdı.
yeniden gülümsedim..
bana bakmanın güzelliğini başka kimselere bağlamadım. tek gerçeğin
birtek ben olduğuma inandıktan sonra bana tebessümle bakan o kör canavarı
dostum ettim kendime. hiç hayıflanmadım!

13 Kasım 2009 Cuma

36

kaçmasaydım kalacaktım!
yasak bir suçun içinde dolanırken
nefesin yüzümü nedense soğuturken ellerim neredeydi bilemedim..
gitmeseydim kalacaktım sonra..,
merdivenlerden koşarken amansız
o sahneyi baştan almak geçmedi mi aklımdan? sanıyorsan yanılıyorsun..
kararından korkmusken ben karar verseydım sonsuzluga bırakacaktım kendımı
biliyordum..
Amansızca ıslanırken yokuştan aşağı yine tutamadım yağmurla ıslanan gözyaşlarımı.

35

hesaplıydı gülüşler., ben sensiz olmayan düşler biriktirirken yastığımda uyku bilmez gecelerde bardaktan ne sular içtim geceden gündüze doğru. Tamam yine oldu sabah derken o gün yine bulutluydu sanki. Hayatı kendime göre çözmüş olmaktan mutlu mu olmalıyım mutsuz mu kararsız kaldım şimdi?

34

Hatırlar hatırlamaz yüzünde bir yabancı elinde bir yabancı yanında bir yabancı
toplamda iki kişi. Bir o yana bir bu yana yatakta yanyana.
Uzak uzak severken birbirimizi yanyana uzak.
Biri arka bahçede diğeri ön bahçede aynı çatıda koşulsuz ağlayan iki kişi..
yazık.

33

Ellerinden kayıp giderken bir piyano tuşu gibi nazik sesimle..
Dünyada neler olmuş bilmeden, hastalığıma üzülemeden,
yaşamak bir işkence olmuşken derinden..
ve sensizliği yaşarken orda durmuş sen bana bakarken bir yalan olduğumu anlayacaksın adam. Sonunda güzel kadın tekrar görüşücez diyip noktayı koyacaksın.
Ben o kadar yalanım ki bak yalan söyledim..

32

Kaçırılmış filmler kahvesi diye bir yer biliyorum,
eğer, kaçırılmış hayatın telafisi olsaydı
Yeni bir bilet, biraz para ve bir koltukla hallederdik.
Bugünü de kaçırdım ben zamana takıldım orda kaldım
bir adım öne geçemedim. Orda olmamayı dileyerek ordaydım.

31

Açık kapılı tuvalet sesleri duydum.. Sevdim.. dedi ilginç bir ses tonuyla işini rahatlıkla yaparken onbeş metrekarelik o alanda kendisine sunduğu hayatın kapılarını daima açık bıraktığını mı hissettirmek istiyordu ya da rahatlamak için yapılan bu eylemin onunla dalga geçmek için mi olduğunu ayırt edemedi. Mutfakta kalan bulaşıklarla boğuşurken pencerenin camını açtı temiz bir hava alabilmek için duyduğu koku oraya yuva yapan güvercinlerden geliyordu sabah yağmur yağmıştı ve etraf sessizdi. Güvercinlerin kokusu yoğunlaşmıştı nemli.. hayvanlara olan sevgisinden bu kokudan tiksinmek onu utandırdı camı geri kapattı. Mutfaktaki işleri yarım bırakıp ışığı açık bırakılan tuvaletin kapısından içeri baktı kimse yoktu.. onu da bilmiyorum dedi kendi kendine oraya gitmenin onun için bir anlamı yoktu aslında bedeni oraya sürüklüyor ve sonra orda olmaktan pişmalık duyuyordu. Gerçek olduğu gibi göz önüne serildiğinde ve hiç beklentisiz yargısız sorgusuz olduğunda şimdi nedir bu olanlar diye dünyaya şaşkınca bakakalıyorsun diyerek odasında uykuya daldı.

30

Yok bu gece tahamülüm hiçbir yaşanmışlığa! kandıramıyorum kendimi aynı şarkıyı yine.. oysa içimizde bütün bombalar patlamışken bana hatırlattığın pişmanlıklar artık acıya dönmüşken, ve aynalara baktığımda yaşlanan yüzüme dokunurken incitmeden, kendimi hep severken ama hep acırken.. çok daha önce yapmalıydık biz bu kısa yürüyüşleri kaçamak öpüşleri, etrafı çoktan sarmışken kokum öyle doya doya çekebilmeliydin içine bugün bile şehrin göbeğinde korkusuz takıntısız anlamsız..Kalabalıklar yalnız olmazdı o zaman korkmazdık biz olmayanlardan hepimiz insandık hepmiz yalnızdık..hepimiz bırakmıştık gerçek olanı ardımızda belki hepimiz kendimizin katiliydik ama bilemedik..Beyin damarlarım çatlarken düşünmekten bir arada olabilmek çare olsaydı şu başağrıma koşa koşa gelirdim koynuna..Gömleğime işlemiş yıkandıkca sadece rengi solan bir leke gibi aşk.